Yaşadığımız evrende hepimizi bazı zamanlar merak uyandıran sorular ile karşı karşıya bulabiliyoruz, gördüğümüz bu tüm evrenin sınırı var mı ? evrenin ötesinde ne var? bi boşluk mu? tüm evren olarak konuyu ele alıyorsak eğer, Evrenin açık olarak belirtmek gerekirse, bir kenarı bir sınırı yoktur.

Ama insanlar, genel olarak bu soruyu farklı şekilde dile getirebilirlerse, bu da bir kenar olduğunu düşünebilmelerine yol açmaktadır. Evren eğer genişliyorsa diye soru sorabiliriz, ama nereye doğru genişliyor ? soru içinden soru çıkacak bir teori. Tabi bu evrenin genişlemesinde, neyin ele alınacağı yanlış anlamalara sebep olabiliyor.

1915 yılında Berlin’de birinci dünya savaşının zirve yaptığı dönemlerde. Albert Einstein Newton’un yerini alarak, devrim niteliğinde olan yerçekimi teorisini ortaya çıkarttı ve 1916 yılında bunu bildiği en büyük çekim kütlesi kaynağı olarak uyguladı.

Albert Einstein’in teorisinde gösterdiği tabi bunu fark eden başka kişilerdi. Evren’in hareketsiz olmayacağı hareket halinde olması gerektiği yönüne doğru bir ikirdi, genişlemek ya da birleşmek(büzülmek)

Bing Bang Patlaması

Aslına bakarsak 1929 yılında Amerikalı astronom Edwin Hubble, galaksilerin devasa bir patlamanın ardından Bing Bang’in kozmik şarapnel parçaları gibi bir birlerinden uzaklaştığını keşfetti.

Ancak, her bilim insanı, Big Bang Teorisine inanmamaktadır. Birinci olarak, Bing Bang Kozmolojik modeli, enerjinin zamanın ve uzayın gerçekte var olmasına neyin neden olduğunu açıklamaz, bunun yerine bilim adamlarının yapabileceği ultra yoğun ve yüksek sıcaklıklı bir başlangıç durumunda, mevcut evrenimizin doğuşunu tanımlamaktadırlar. ötesini görme, Fizikçi Stephen Hawking bu durumun zaman ve uzayın sonlu olduğunu ama, her hangi bir sınırı ya da bir başlangıç noktası ya da bitiş noktalarının olmadığını, sınırsızlık önerisi olarak adlandırdığı bir şeyden gelmiş olabileceğine inanmaktadırlar.

İkinci olarak belki daha önemli olarak görebilirsiniz, Evrenin başlangıcını inceleyen bazı ünlü bilim adamları Big Bang teorisinden pek hoşlanmayabilirler. çünkü biz onun varlığını kanıtlamak yerine yalnızca var olduğunu çıkartabiliriz şeklinde belirtmişlerdir.

evrenin sınırı var mı

Evrenin Genişlemesi

Evrenin genişlemesinden kastettiğimiz özünde bunu anlatmaktadır. galaksiler arasında mesafenin artışı Einsein’in teorisi sonsuza kadar devam eden ve bu sebeple, kenarı olmayan ya da bir topun yüzeyinin daha yüksek bir boyut ile bir versiyonu gibi kendi üzerine kıvrılmakta ve dolayısıyla hiç bir kenarı olmayan bir evreni kolay bir şekilde tanımlayabilmektedir.

İkinci bir durumda ise teleskoplarımız ile yeterince uzaklara baktığımız zaman, Aynı galaksilerin, Evrenin karşıt taraflarında gözlemlemekte doğru ve yerinde olacaktır. Elbette diğerleri evrenin 13.82 milyar yıl öncesinde Büyük patlama’da doğduğu için etkili bir kenarı olduğunu söyleyebilecektir. Bu sebeple yalnızca ışığın bize ulaşması 13.82 milyar yıldan yaklaşık olarak iki trilyon’dan daha kısa süren galaksileri de görebiliriz.

Galaksiler, gözlemlenebilir Evren olarak nitelendirdiğimiz, Dünyanın merkezli bir uzay küresinde bulunmaktadır. Evren varoluşunun ilk iki saniyesinde ışık hızından çok daha hızlı şiştiğinden aslına bakarsak yaklaşık 92 milyar ışıkyılı genişliğinde olduğu düşünülmektedir.

Gözlemlenebilir Evren’de denizde gördüğümüz ufuk gibi bir kozmik ufuk ile sınırlandırılmıştır. Ufukta daha fazla okyanus olduğunu bildiğimiz ve gözlemlediğimiz gibi ufkun ötesinde daha fazla galaksi ve muhtemelen bu sonsuz sayıda olarak nitelendirebiliriz olduğunu biliyoruz. Işıkların henüz bize ulaşması için bir koşul oluşmadı olarak nitelendirebiliriz.

Evet Arkadaşlar, araştırmalarımız sonucu elde ettiğimiz bilgileri sizler için kendi kalemimizden aktardık, evrenin sınırı sizce var mı ? boşlukta mıyız? yaşadığımız evrende bir bitiş noktası ya da başlangıç noktası var mı ? konu hakkında fikir ve düşüncelerinizi yorum kısmında belirtebilirsiniz.